Sanayide eski bir pres makinesinin başında dursanız, yağsız çalıştığında çıkan o ince sesi hemen fark edersiniz. Önce hafif bir ısınma, sonra gıcırtı; iş uzarsa dişli kırılır, üretim durur. Fizikte buna “sürtünme” diyoruz.
Şirketlerin içinde de aynı şey var ama metal sesi gibi gelmiyor. Toplantı odalarında “Bu iş niye hâlâ bitmedi?” cümlesi oluyor, WhatsApp gruplarında sitem oluyor, patronun kafasında “Bu kadar uğraşıyoruz, niye sonuç alamıyoruz?” hissi oluyor.
Birçok KOBİ’de manzara ne yazık ki benzer: Herkes koşturuyor, telefonlar hiç susmuyor, gün bitiyor; ama kasaya ve gösterge panosuna bakıldığında beklenen verim çıkmıyor. Neden? Çünkü operasyonel sürtünme çok yüksek.
Satış heyecanla sipariş alıyor, üretim “Bu termin mümkün değil” diye geri çeviriyor. Depo malı saymadan kabul ediyor, sonra sayımda fark çıkıyor. Basit bir fatura onayı bile iki imza, üç telefon, dört yazışmayla ilerliyor. Kimse kötü niyetli değil; sadece sistem net olmadığı için herkes kendi doğrusunu uyguluyor.
Bir çalışanınızın gününün ne kadarını gerçekten iş üretmeye, ne kadarını başkasından onay beklemeye harcadığını hiç ölçtünüz mü? Sonuçlar genelde şaşırtıcıdır.
Omurga Kurumsal yaklaşımı, bu noktada kişileri suçlamayı bırakıp “işin mimarisine” bakar. Akışları kağıda dökeriz: Kim, neyi, kime, ne zaman teslim edecek?
Hangi bilgi, hangi kararı tetikleyecek? Gereksiz onayları, tekrar eden işleri, “alışkanlık olmuş” ama katma değer yaratmayan adımları sistemden ayıklarız.
Geçmiş projelerimizden birinde, sadece sevkiyat sürecindeki iki gereksiz imza adımını kaldırarak kapasiteyi yüzde yirmi artırmıştık. Kimsenin maaşı artmadı, kimse fazla mesaiye kalmadı. Sihir yapılmadı, sadece dişlilerin arasındaki kum taneleri temizlendi.
Eğer siz de şirketinizde çok ses, çok hareket ama az sonuç görüyorsanız, muhtemelen problem ekibinizin “az çalışması” değil, bu görünmeyen sürtünmedir.
Bazen çözüm daha hızlı koşmakta değil, yolu temizlemektedir.

